Erkek kültüründen ve onun yarattığı “bekâret” olayından söz ediyorum. Bakirelik, bugün de dünyadaki çoğu kültürde kadını “değerli” kılan en önemli ölçütlerden biridir.
Bunun da ölçüsü, “kızlık zarı”nın varlığıdır. Oysa “Kızlık zarı”nın bekâretle alakası yoktur.
“Kızlık zarı” (hymen), vajinanın 1-2 cm iç kısmında yer alan, rahim içerisine mikropların girişini engelleyerek enfeksiyonu önleyen bir fonksiyona sahiptir.
Çocukluk çağından, daha çok da çocuklar, özellikle tuvaletlerini kendi başlarına yapmayı, temizlenmeyi öğrendikten sonra fonksiyonunu yitirir. Memeli hayvanlarda da olan bir zardır.
Kaldı ki birçok kız çocuğunda bu zar ya hiç oluşmayabilir ya da oynarken, zıplarken kendiliğinden yırtılır. Zaten cinsel ilişkideki kanamanın da bununla alakası yoktur, kanamanın nedeni fiziksel ve zihinsel kasılmadır.
Erkekler, kadınları kendi mülkiyetlerine geçirince, onun ilk sahibi olmayı da olmazsa olmaz olarak görmeyi de arzu etmeye başlamışlardır.
İşte “kızlık zarı” denilen bu mekanizma tam da bu noktada erkeklerin imdadına yetişmiştir.
Kız çocuğunu enfeksiyondan koruyan bir mekanizma, erkeğin kadına karşı kullandığı bir silaha dönüşür. Erkek, kadının bedeninden kadına karşı bir silah yaratır.
Erkek, bir kadının kendinden önce bir başkasıyla yatıp yatmadığını anlamak için “kızlık” zarı”nı test maksatlı kullanmaya başlamıştır.
Eğer kadının kızlık zarı duruyorsa, erkek de kendisini onun ilk sahibi olarak kabul etmiş, bundan övünç duymuş, bunu ispat için şahitler aracılığıyla kanlı çarşaf kamuya duyurulmuştur.
Zaten kadının bedeninin ele geçirilmesi bir tür “fetih” olarak görüldüğü içindir ki erkek de gerdeğe, askere uğurlanır gibi uğurlanmaktadır.
“Kızlık zarı”nın erkekler tarafından keşfedilmesi, kadınlar açısından karanlık yeni bir çağın başlangıcı da olmuştur.
Kadının değeri bunun üzerinden ölçülmüş, buna sahip olan, “0 Kilometre” olarak görülerek ödüllendirilmiş, sahip olmayan ise öldürülmüş ya da “ikinci el” olarak başka bir erkeğe ikinci, üçüncü eş olarak satılmış, hayatı boyunca aşağılanmış, kendisini “bu haliyle” aldı diye erkeğe minnettar kalmıştır.
