Kitleleri mobilize etmek, uyuşturmak ve milliyetçiliğin, militarizmin, cinsiyetçiliğin örgütlenmesi bakımından futbolun etkili bir silah olduğunu bilinen bir gerçektir.
Futbolun ezilenlerden, sömürülenlerden yana işlev gördüğü örnek çok azdır, bunun olabilmesi için futbolu yöneten siyasetin doğru yerde durması gerekir.
Futbol ile devletin Kürt politikası arasındaki ilişkiye gelecek olursak: Gaffar Okkan’ın 18 Kasım 1997 tarihinde Diyarbakır’a emniyet müdürü olarak atanması, devletin Kürt politikasında sopa siyasetinden havuç siyasetine geçişinin ilk işaretiydi.
Artık Kürt çocukları görüldükleri yerde vurulmayacak, bunun yerine uyuşturucu, fuhuş ve futbol bataklığına çekilerek imha edilecekti.
Tezgâh iyi kurulmuştu: Önce HDP benzeri partiler üzerinden Kürtler ’de Türkiyeciliğin zemini örgütlendi; Demirtaş devreye sokularak ondan bir kurtarıcı, kahraman figürü inşa edildi.
O kadar ustaca bir plandı ki başkası söylese hain ilan edilecekken, Kürtlerin gözünde kahramanlaştırılan Demirtaş kalkıp da “Kürtler kusura bakmasın, özerklik alacağız diye Erdoğan’ın başkanlığını desteklemeyiz” dediğinde veyahut da “Türkler size vurduğunda siz onlara daha sıkı sarılın” öğüdünü verdiğinde kimse onun yüzüne tükürmedi.
Öcalan karşıtları dahi o kadar aciz duruma düşürülmüştüler ki 50 yıldır siyasetin içinde olan, Kürt ulusallığının papalığı olarak kabul edilen birçokları dahi Demirtaş’tan “Kürt Mandela”sı yaratmaya çalıştı. Oysa Demirtaş denilen adam, Öcalan’ın merdiven altı üretimiydi, hepsi bu.
Planın bir başka ayağını ise HDP, Amedspor benzeri kurumlara yönelik saldırılar oluşturdu.
Amedspor Kürdistan dışında nerede maç yapsa orada saldırıya uğradı, HDP binaları da öyle.
Bundaki maksat, Kürtlerin HDP ve Amedspor’u kendi kurumları olarak algılamalarını sağlayarak bunların etrafında kenetlenmesini sağlamaktı. Böylece Kürtler başka arayışlara yönelmeyecekler, Kürtlüğü sahipleniyoruz algısıyla TC’ye entegre olacaklardı.
Kürtleri TC’ye entegre etmeyi görev edinen, devletin emrinde olduğunu saklamayan Öcalan tarafından kurdurulan HDP/DEM Parti, 6 milyon Kürt seçmenin oyunu alabilmektedir.
Aile efradıyla birlikte hesapladığımızda rakam 15 milyon civarındadır. AKP, MHP, CHP benzeri devlet partilerinin Kürt seçmendeki karşılığının da aşağı yukarı bu civarda olduğunu düşünürsek durumun vahameti daha iyi anlaşılmış olur. Karşılığı şudur: Kürtlerin onda sekizi Türkiyelileşme siyasetine ikna edilmemin eşiğindedir. Amedspor tam da bu eşikte tarihsel bir rol oynamaktadır, zaten 2 yılda iki küme yükseltilerek 2. Lig’den Süper Lig’e yükseltilmesi de bununla alakalıdır. Amedspor, kelimenin tam anlamıyla Kürtlüğe karşı soft bir darbenin adıdır, silahla bitirilemeyen Kürtlük, Amedspor silahıyla bitirilmek istenmektedir; bunda da oldukça yol alınmıştır.
Birkaç yıl öncesine kadar Kürdistan’da sömürgeciliğin sembolü olan Türk bayrağı direkten indirilirken, bugün Amedspor tribünlerinde “Bu bayrak hepimiz” yazısı dalgalandırılmaktadır. Daha düne kadar okullarda, hapishanelerde Kürtlere zorla okutulan istiklal marşı, artık normal bir seremoni olarak Amedspor maçlarında okunmakta, 30-40 bin Kürt taraftar ayağa kalkarak buna saygı göstermektedir.
Amedspor’un yaptığı tek hayırlı şey şu oldu: Utandıkları için HDP, PKK karşısındaymış gibi duran, muhtemelen gizlice oyunu bu yönde kullanan muazzam bir topluluk vardı, bu topluluk Amedspor sayesinde artık utanmadan kendisini deşifre etmiş, Amedspor formasıyla, bayraklarıyla hangi tarafta olduğunu göstermeye başlamıştır.
HDP’ye, PKK’ye karşı ama Türkiyelileşme siyasetine bağlı, kendisini Türkiye takımı olarak gören Amedspor’a Kürdistani bir rol biçerek onu sahiplenmek düpedüz cambazlıktır.
Her şey bir yana, 11 futbolcusundan 9’u başka milletin mensubu olan, para ile satın alınan oyuncular üzerinden alınan galibiyetten Kürtlüğe bir pay çıkarmak da ayrı bir zavallılıktır ama konu bu değil.
Sonuç olarak: Apoculuk ne ise Amedspor da odur. Hatta artık ondan daha fazla tehlikelidir zira Apoculuk yaparak Türkiyelileşmeye mesafeli duran milyonlarca Kürt, Amedspor formasıyla utanarak değil, övünerek koşar adım Türkiyelileşme yarışına dahil olmaktadır.
Futbol, dolaysıyla da Amedspor, Kürt ulusalcılığının zehridir, tarihe de böyle geçecektir.
