Ne zaman edebiyattan söz edilse, onun nasıl büyük bir “zenginlik olduğundan, onsuz bir dünyanın yavanlığından, sosyal ve entelektüel değişimin mümkün olmadığından” söz edilir.
Bunun yanlış bir yaklaşımdır; daha doğrusu ideolojik karakterini göz ardı ederek edebiyatın kendisini konuşmanın yanlış olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat, bir disiplin olarak olmasa da zaten yaşamın içinde mevcuttur, edebiyatçının yaptığı ise onu bir disiplin halinde anlamak, biçimlendirmek ve hayata dâhil etmektir. Zaten sorun da bu aşamadan sonra başlıyor; zira edebiyat, onu yapan kim ise ya da onu yapan için ne anlama geliyorsa onu ifade etmeye başlıyor.









